Gelişmişlik kademesi
—
Hukuk
Devlet hizmeti yükümlülüğü süreci, süre hesabı, SSS ve il–ilçe bazlı mecburi hizmet sorgulama tek sayfada.
Devlet Hizmeti Yükümlülüğü
Kura sürecinden görev süresine kadar adım adım rehber; SEGE-2022 verileriyle il ve ilçe bazında mecburi hizmet süresi sorgulama.
Yükümlülüğün doğmasından görev tamamlanmasına kadar izlenmesi gereken resmi basamaklar.
Devlet hizmeti yükümlülüğü, tıp fakültesinin bitirilerek tabip unvanının, tıpta uzmanlık eğitiminin bitirilerek uzman tabip unvanının veya yan dal uzmanlık eğitiminin bitirilerek yan dal uzmanı unvanının kazanılmasıyla kanunen doğar.
Yükümlülük her eğitim için ayrı ayrı doğar. Pratisyen hekimlik, uzmanlık ve yan dal uzmanlığı birbirinden bağımsız üç yükümlülüktür; biri diğerine mahsup edilemez.
Bu aşamada dikkat edilecek nokta şudur: yükümlülük, hekimin başvurusuyla veya kuraya katılmasıyla değil, unvanın kazanılmasıyla doğar. Hiçbir işlem yapılmasa dahi yükümlülük vardır ve meslek icrası yasağı bu andan itibaren işler.
Mezuniyet bilgisi, üniversite tarafından Yükseköğretim Bilgi Sistemi'ne (YÖKSİS) kaydedilir. Kayıt tamamlandıktan sonra mezuniyet belgesi e-Devlet üzerinden alınabilir.
Bu adım bir hak doğurmaz; sonraki adımların teknik önkoşuludur. Kaydın gecikmesi, bildirim ve tescil zincirinin tamamını geciktirir. Bu nedenle mezuniyetten sonra YÖKSİS kaydının oluşup oluşmadığının kontrol edilmesi ve gecikme varsa fakülte öğrenci işlerine başvurulması yerinde olur.
Tıp fakültesi dekanlıkları ile eğitim hastanesi baştabiplikleri; mezun olan veya uzmanlık ya da yan dal uzmanlık öğrenimini tamamlayan tabip ve uzman tabiplerin isim ve adreslerini on beş gün içinde Sağlık Bakanlığına bildirmek zorundadır.
Bu bildirim kura sürecinin idari başlangıcıdır ve yükümlünün değil, kurumun görevidir. Ancak gecikmesi doğrudan hekimi etkilediğinden takip edilmesinde yarar vardır.
Bildirimin ardından diploma ve uzmanlık belgeleri Bakanlıkça tescil edilir. Tescil tamamlandığında diploma numarası ve tescil numarası Doktor Bilgi Bankası üzerinden görüntülenebilir.
Tescil iki bakımdan kritik bir eşiktir: hem meslek icrasının, hem de yükümlülük kurasına dâhil edilmenin idari önkoşuludur. Ayrıca kura ilanı için kanunda öngörülen iki aylık süre tescil tarihinden itibaren işlemeye başlar.
Tescili tamamlanan hekim, ayrıca bir talepte bulunmasına gerek olmaksızın en yakın dönemin yükümlü personel listesine alınır.
Kuraya başvurmamak veya süreci izlememek yükümlülüğü ortadan kaldırmaz; yalnızca atamayı geciktirir. Bu arada meslek icrası yasağı devam ettiğinden, gecikme hekimin aleyhinedir.
Bir hususun altını çizmek gerekir: atama, Devlet memurluğuna atama niteliği taşır. Bu nedenle 657 sayılı Kanun'un 48'inci maddesindeki genel şartların taşınması ve memuriyete engel bir hâlin bulunmaması gerekir.
Kanun, tescil işlemlerini müteakip en geç iki ay içinde yükümlü personelin, atama yerlerinin ve atama sürecine ilişkin bilgilerin Bakanlığın internet sayfasında ilan edilmesini öngörür. Bu iki aylık sınır nedeniyle kuralar uygulamada iki ayda bir, yılda altı dönem hâlinde yapılmaktadır.
Bu adımdaki en önemli hukuki kural şudur: internet sayfasında yapılan ilan tebligat yerine geçer. Ayrıca yazılı bir tebligat beklemek hukuken sonuç doğurmaz. Başvuru, belge tamamlama, göreve başlama ve dava açma sürelerinin tamamı ilan esas alınarak hesaplanır.
Pratik sonuç: süreç boyunca Bakanlığın duyuru sayfasının düzenli olarak izlenmesi bir tercih değil, zorunluluktur.
Kura aşamasında yalnızca eş durumu (aile birliği) ve sağlık mazereti dikkate alınır; kanun, kuradan yalnızca bu iki mazerete dayalı atamaları ayırmıştır. Yönetmelikte ayrıca can güvenliği mazereti bulunmakla birlikte, bu mazeret kura sırasında değil, göreve başladıktan sonra yer değiştirme talebi olarak ileri sürülür. Yönetmelikteki öncelik sırası sağlık durumu, aile birliği ve can güvenliğidir.
Başvurular, her dönem için ilan edilen kura takviminde gösterilen süre içinde Bakanlığın Entegre Kurumsal İşlem Platformu (EKİP) üzerinden yapılır. Uygulamada bu pencere birkaç günle sınırlıdır; ilan çıktığında belgelerin hazır olmaması en sık karşılaşılan hak kaybı sebebidir.
Süresinde başvurmamanın sonucu ağırdır: göreve başladıktan sonra ileri sürülecek ve atanmadan önce var olan bir mazerete dayanan nakil talepleri — sağlık ve can güvenliği mazeretleri hariç olmak üzere — bulunduğu yerde fiilen en az bir yıl görev yapmış olma şartına bağlanır.
Sağlık mazeretinde üniversite veya Bakanlık eğitim ve araştırma hastanelerinden alınacak sağlık kurulu raporu aranır. Aile birliği mazeretinin şartları eşin statüsüne göre değişir; ayrıntı için genel rehbere bakınız.
O dönem için tercih edilebilecek boş kadrolar ilan edilir. Uygulamada bu ilan, kura ilan metninden yaklaşık üç hafta sonra yayımlanır.
Kadro listesi incelenirken iki nokta atlanmamalıdır. Birincisi, her kadronun bağlı olduğu ilçe yükümlülük süresini belirler; süre kadrodan kadroya 300 ilâ 600 gün arasında değişir. İkincisi, tesisin ilçe merkezinde mi yoksa merkeze bağlı bir yerleşim yerinde mi bulunduğu 50 günlük fark yaratır. Tercih listesi hazırlanırken bu hesabın önceden yapılması yerinde olur.
Mazeret başvuruları sonuçlandırılarak ilan edilir. Kabul edilenler, mazeretlerine uygun olarak belirlenen kadrolar üzerinden tercih yapar.
Sağlık mazeretinde atama, tedavinin yapılabileceği veya sağlığın olumsuz etkilenmeyeceği bir ilin münhal kadrolarına, sağlık mazereti değerlendirme komisyonu kararı doğrultusunda yapılır. Komisyon gerek gördüğünde raporun başka bir eğitim ve araştırma hastanesi sağlık kurulunca usule ve fenne uygunluğunun tespitini isteyebilir.
Reddedilen başvurular bakımından, ilan tarihinden itibaren işleyen dava süresi göz önünde bulundurulmalıdır.
Tercih başvuruları elektronik ortamda, EKİP üzerinden yapılır. Geçmiş yıllarda aynı işlemler PBS ve ÇKYS adlı sistemler üzerinden yürütülmüştü; eski duyuru metinlerinde bu adlar geçebilir.
Kanun, görev yerlerinin tercih hakkı verilmek suretiyle kura ile belirleneceğini düzenler. Ancak tercih hakkı bir yerleşme garantisi değildir: tercih yapmayanlar ya da tercihlerine yerleşemeyenler, kura ilan metinlerindeki düzenleme uyarınca boş kalan kadrolara kura ile yerleştirilir.
Bu nedenle tercih listesinin boş bırakılması veya yalnızca birkaç kadro yazılması, sonucu iyileştirmez; yalnızca yerleşmenin tamamen kuraya bırakılması anlamına gelir.
Kuralar noter huzurunda ve bilgisayar ortamında gerçekleştirilir. Yerleşenler listesi ile noter onaylı sonuç listeleri Bakanlığın internet sayfasında yayımlanır.
İlanın tebligat yerine geçmesi kuralı burada da geçerlidir; yayımlanan sonuç listeleri ilgililer bakımından bağlayıcıdır.
Sonuca itiraz edilmek isteniyorsa iki yol açıktır: idareye başvurarak düzeltme talebinde bulunmak veya idari yargıda iptal davası açmak. İdare mahkemelerinde dava açma süresi altmış gündür ve kural olarak ilan tarihinden işlemeye başlar.
Atama sonuçlarının ilanını müteakip, gerekli hâllerde belgelerini tamamlamak üzere ilgiliye yirmi gün süre verilir.
Göreve başlama süresi 657 sayılı Kanun'a tabidir: aynı yerdeki görevlere atananlar atama emrinin tebliğ gününü, başka yerdeki görevlere atananlar ise tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde o yere hareket ederek belli yol süresini izleyen iş günü içinde işe başlamak zorundadır.
Bu adımda iki sonuç doğar:
Birincisi, yükümlülük süresi göreve fiilen başlamakla işlemeye başlar. Kura sonucunun ilanı, tebligat veya yola çıkış tarihi başlangıç sayılmaz. Bu nedenle göreve başlama tarihinin tutanakla netleştirilmesi önemlidir.
İkincisi, süresinde göreve başlamamanın yaptırımı ağırdır. Belge ile kanıtlanabilir zorlayıcı bir sebep olmaksızın kanunî süre içinde işe başlamayanların atamaları iptal edilir ve bu kişiler bir yıl süreyle Devlet memuru olarak istihdam edilemez. Uygulamada buna "müstafi kalmak" denir. Zorlayıcı sebeple başlayamama hâli iki ayı aşarsa atama iptal edilir; bu hâlde istihdam yasağı uygulanmaz.
Müstafi sayılmak yükümlülüğü ortadan kaldırmaz. Bir yıllık yasak süresince yeni kuraya girilemez, meslek icrası yasağı da devam eder.
Süreçteki bağlayıcı süreler
| İşlem | Süre | Taraf |
|---|---|---|
| Fakülte/baştabiplik bildirimi | 15 gün | Kurum |
| Tescili izleyen kura ilanı | En geç 2 ay | Bakanlık |
| Mazeret başvurusu | Kura takviminde gösterilen süre | Yükümlü |
| Belge tamamlama | 20 gün | Yükümlü |
| Göreve başlama (başka yere atamada) | 15 gün + yol süresi | Yükümlü |
| İptal davası açma | 60 gün | Yükümlü |
Uygulamada gözlenen takvim
Aşağıdaki aralıklar geçmiş kura dönemlerinin gözlemidir; mevzuatta yer almaz ve bağlayıcı değildir. Her dönemin kendi takvimi esastır.
| Aşama | Gözlem |
|---|---|
| Kura dönemi sıklığı | 2 ayda bir, yılda 6 dönem |
| İlan metni ve takvimin yayımlanması | Tekli ayların son haftası |
| Mazeret başvuru penceresi | Birkaç gün |
| Münhal kadroların ilanı | İlan metninden ~3 hafta sonra |
| Tercih penceresi | Birkaç gün, büyük atamalarda daha uzun |
| Tercihlerin bitiminden kura çekimine | Birkaç gün |
| Kuradan atama tebligatına | Birkaç hafta |
Görev yerinin gelişmişlik kademesine göre ilçe merkezi ve bağlı yerleşim süreleri.
Kanun yedi basamaklı bir kademelendirme öngörür:
| Görev yeri (gelişmişlik kademesine göre) | Süre |
|---|---|
| Birinci kademe ilçe merkezi | 600 gün |
| Birinci kademe ilçeye bağlı yerleşim yeri veya ikinci kademe ilçe merkezi | 550 gün |
| İkinci kademe ilçeye bağlı yerleşim yeri veya üçüncü kademe ilçe merkezi | 500 gün |
| Üçüncü kademe ilçeye bağlı yerleşim yeri veya dördüncü kademe ilçe merkezi | 450 gün |
| Dördüncü kademe ilçeye bağlı yerleşim yeri veya beşinci kademe ilçe merkezi | 400 gün |
| Beşinci kademe ilçeye bağlı yerleşim yeri veya altıncı kademe ilçe merkezi | 350 gün |
| Altıncı kademe ilçeye bağlı yerleşim yeri | 300 gün |
Tablonun kilit özelliği, satırların ikişer ikişer örtüşmesidir: bir ilçenin köyü, bir alt kademedeki ilçenin merkeziyle aynı süreye tabidir.
Robot ve il–ilçe sorgusunda kullanılan günlük süreler:
| Gelişmişlik kademesi | İlçe merkezi DHY | Bağlı yerleşim DHY |
|---|---|---|
| 1. Birinci kademe — 67 ilçe | 600 gün | 550 gün |
| 2. İkinci kademe — 160 ilçe | 550 gün | 500 gün |
| 3. Üçüncü kademe — 174 ilçe | 500 gün | 450 gün |
| 4. Dördüncü kademe — 229 ilçe | 450 gün | 400 gün |
| 5. Beşinci kademe — 222 ilçe | 400 gün | 350 gün |
| 6. Altıncı kademe — 121 ilçe | 350 gün | 300 gün |
İlçe merkezi, ilçe belediyesinin merkez yerleşimidir. Bağlı yerleşim yeri ise aynı ilçenin sınırları içinde kalan, ancak merkez dışındaki yerlerdir: köyler, beldeler ve mezralar.
Sağlık tesisi bazında bakmak en pratik yöntemdir. İlçe merkezindeki devlet hastanesi veya merkezdeki aile sağlığı merkezi "ilçe merkezi" sayılır; köydeki sağlık evi, belde ASM'si veya merkez dışındaki entegre birim "bağlı yerleşim yeri" sayılır.
Bu ayrım her zaman 50 günlük fark yaratır.
Kanun metni, sıralamayı hazırlayan makam olarak Devlet Planlama Teşkilatı'nı anmaktadır; ancak bu teşkilat 2011'de kaldırılmıştır. Uygulamada, yetkili kurumlarca yayımlanan en güncel İlçelerin Sosyo-Ekonomik Gelişmişlik Sıralaması Araştırması esas alınır.
Bu araştırmanın son sürümü SEGE-2022'dir. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Kalkınma Ajansları Genel Müdürlüğü tarafından yayımlanmış olup 81 ilin 973 ilçesinin tamamını kapsar ve ilçeleri altı kademeye ayırır:
| Kademe | İlçe sayısı |
|---|---|
| 1. Birinci kademe — 67 ilçe (en gelişmiş) | 67 |
| 2. İkinci kademe — 160 ilçe | 160 |
| 3. Üçüncü kademe — 174 ilçe | 174 |
| 4. Dördüncü kademe — 229 ilçe | 229 |
| 5. Beşinci kademe — 222 ilçe | 222 |
| 6. Altıncı kademe — 121 ilçe (en az gelişmiş) | 121 |
Dağılımın 4. ve 5. kademede yoğunlaşması, bugün yükümlülerin çoğunun 400–450 gün bandına denk gelmesi anlamına gelir.
Dört adım yeterlidir:
Örnek: Kastamonu'nun Araç ilçesi SEGE-2022'de beşinci kademededir. Araç ilçe merkezindeki bir kadro 400 gün, Araç'a bağlı bir köydeki sağlık evi ise 350 gündür.
İki yol vardır:
Bakanlığın personel portalı üzerinden. Atama, kura ve özlük işlemleri Entegre Kurumsal İşlem Platformu (EKİP) üzerinden yürütülmektedir; yükümlülük bilgisi buradan takip edilebilir.
Görev yapılan ilin sağlık müdürlüğü personel birimine yazılı başvurarak.
Resmî sonuç doğuracak bir işlem (istifa, uzmanlık eğitimine başlama, nakil başvurusu) yapacaksanız, ekrandaki bilgiyle yetinmeyip kalan sürenizi yazılı olarak teyit ettirmeniz yerinde olur. İzin ve raporların süreye eklenmesi nedeniyle bitiş tarihi çalışma boyunca kayar.
Meburi hizmet süreleri ve uygulamaya dair sık sorulan sorular.
Tıp fakültesini bitirerek tabip, tıpta uzmanlık eğitimini bitirerek uzman tabip veya yan dal uzmanlık eğitimini bitirerek yan dal uzmanı unvanını kazanan hekimlerin; kanunda gün cinsinden belirlenmiş bir süre boyunca Sağlık Bakanlığı bünyesinde ya da Bakanlıkça uygun görülen kuruluşlarda kamu görevlisi olarak çalışma zorunluluğudur.
Günlük dilde “zorunlu hizmet” veya “mecburi hizmet” olarak da anılır. Yükümlülük, hekimin mesleğini serbestçe icra edebilmesinin önkoşulu olarak kurgulanmıştır.
Birincil düzenleme, 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’nun Ek 3, Ek 4, Ek 5, Ek 6 ve Ek 16’ncı maddeleri ile Geçici 6, Geçici 9 ve Geçici 11’inci maddeleridir.
İkincil ve yardımcı düzenlemeler: 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu (atama, göreve başlama, izin ve çekilme hükümleri), Sağlık Bakanlığı Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği, 4924 sayılı Kanun, 5258 sayılı Aile Hekimliği Kanunu ve Bakanlıkça her dönem yayımlanan kura ilan metinleri ile kura takvimleri.
Sağlık personeli için mecburi hizmet, 1981 tarihli ve 2514 sayılı Bazı Sağlık Personelinin Devlet Hizmeti Yükümlülüğüne Dair Kanun ile düzenlenmişti. Bu Kanun, 4924 sayılı Kanun’un 14’üncü maddesiyle 24.07.2003 tarihinde yürürlükten kaldırılmış ve mecburi hizmet uygulamasına son verilmiştir.
Yükümlülük, 21.06.2005 tarihli ve 5371 sayılı Kanun’un 1’inci maddesiyle 3359 sayılı Kanun’a eklenen Ek 3 ilâ Ek 6’ncı maddelerle yeniden getirilmiş ve 05.07.2005 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bugün yürürlükte olan rejim bu düzenlemeye dayanmaktadır.
Yurt içinde veya yurt dışında öğrenimini tamamlayarak tabip unvanını kazananlar, tıpta uzmanlık eğitimini tamamlayarak uzman tabip unvanını kazananlar ve yan dal uzmanlık eğitimini tamamlayanlar yükümlüdür.
Kanun, yükümlülüğün “her eğitim için ayrı ayrı” doğduğunu açıkça düzenlemiştir. Bu nedenle pratisyen hekimlik, uzmanlık ve yan dal uzmanlığı birbirinden bağımsız üç yükümlülük doğurur.
Hayır. Ek 3’üncü madde yalnızca tabip, uzman tabip ve yan dal uzmanı unvanlarını saymaktadır; diş hekimleri, eczacılar ve diğer sağlık meslek mensupları devlet hizmeti yükümlülüğü kapsamında değildir.
Bununla birlikte diş tabibi, uzman diş tabibi, eczacı ve uzman eczacı unvanlarına yapılacak ilk atamalar da Yönetmelik uyarınca kura ile gerçekleştirilir. Buradaki kura, bir yükümlülük kurası değil, ilk atama kurasıdır.
Evet. Kanun metni “yurt içinde veya yurt dışında öğrenimlerini tamamlayarak” ifadesini kullanmaktadır; diploma veya uzmanlık belgesinin Türkiye’de tescili ile yükümlülük doğar.
5371 sayılı Kanun’un ilk hâlinde yer alan “yurt dışında kendi nam ve hesabına okuyarak Devletten öğrenci dövizi almadan” öğrenimini tamamlayanlara ilişkin muafiyet ibaresi, Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir. Dolayısıyla kendi imkânlarıyla yurt dışında okumuş olmak tek başına muafiyet sağlamaz.
Türk Silahlı Kuvvetleri dışında herhangi bir kamu kurum veya kuruluşu adına öğrenim gören personelin bu Kanun gereği yapacağı devlet hizmeti yükümlülüğü, kendi kurumuna karşı taşıdığı mecburi hizmet süresinden düşülür.
Bu hüküm, aynı süre için iki kez zorunlu çalışma yükü doğmasını engelleyen bir mahsup kuralıdır.
Türk Silahlı Kuvvetlerinde tıp, tıpta uzmanlık veya yan dal uzmanlık öğrenimini tamamlayanlar devlet hizmeti yükümlülüğüne tabi değildir.
Ancak Türk Silahlı Kuvvetlerinde iki yıl görev yapmadan ayrılanlar hakkında Ek 3’üncü madde hükümleri uygulanır; bu kişiler yükümlü hâline gelir.
Süre, görev yapılacak yerin ilçe gelişmişlik grubuna göre 300 ilâ 600 gün arasında değişir. Kanundaki kademelendirme şöyledir:
• Altıncı grup ilçe merkezlerine bağlı yerleşim yerleri: 300 gün
• Beşinci grup ilçe merkezlerine bağlı yerleşim yerleri ile altıncı grup ilçe merkezleri: 350 gün
• Dördüncü grup ilçe merkezlerine bağlı yerleşim yerleri ile beşinci grup ilçe merkezleri: 400 gün
• Üçüncü grup ilçe merkezlerine bağlı yerleşim yerleri ile dördüncü grup ilçe merkezleri: 450 gün
• İkinci grup ilçe merkezlerine bağlı yerleşim yerleri ile üçüncü grup ilçe merkezleri: 500 gün
• Birinci grup ilçe merkezlerine bağlı yerleşim yerleri ile ikinci grup ilçe merkezleri: 550 gün
• Birinci grup ilçe merkezleri: 600 gün
Kanun, ilçelerin sosyo-ekonomik gelişmişlik sıralamasını esas almaktadır. Metinde bu sıralamayı hazırlayan makam olarak “Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı” anılmaktaysa da, anılan teşkilat 2011 yılında kaldırılmıştır.
Uygulamada, yetkili kurumlarca yayımlanan en güncel İlçelerin Sosyo-Ekonomik Gelişmişlik Sıralaması Araştırması esas alınmaktadır; bu araştırmanın son sürümü SEGE-2022’dir. Görev yerine karşılık gelen gün sayısı, atamanın yapıldığı dönemde geçerli sıralamaya göre belirlenir.
Evet. Kanun, bu sürelerin ihtiyaca göre Cumhurbaşkanı kararı ile kısaltılabileceğini öngörmektedir. Düzenlemenin ilk hâlinde yetki Sağlık Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulunda idi; 700 sayılı KHK ile yetki Cumhurbaşkanına geçmiştir.
Süreleri uzatma yetkisi bulunmamaktadır; yetki yalnızca kısaltmaya ilişkindir.
Sürenin hesabında fiilen çalışma esastır. Hafta sonları ve resmî tatil günleri fiilî çalışmadan sayılır; bu günler yükümlülük süresini uzatmaz.
Evet. Yıllık, mazeret ve hastalık izinli geçirilen günler yükümlülük süresine ilave edilir. Yani izin kullanma hakkı ortadan kalkmaz; ancak izinli geçen günler kadar yükümlülük süresi uzar.
Analık izni 657 sayılı Kanun’un mazeret izni hükmü kapsamında düzenlendiğinden, bu izinde geçen günler yükümlülük süresine eklenir. Süt izni ise günlük çalışma içinde kullanıldığından ayrı bir uzama doğurmaz.
Doğum sonrası kullanılan aylıksız izin de fiilî çalışma niteliği taşımadığından yükümlülük süresinden sayılmaz.
Kural olarak sayılmaz. Kanun, askerlikte geçen sürelerin devlet hizmeti yükümlülüğünden sayılmayacağını açıkça düzenlemiştir.
Bu kuralın istisnası, Sağlık Bakanlığı ile Millî Savunma Bakanlığınca müştereken belirlenen yerlerde askerlik hizmetinin yedek subay olarak yerine getirilmesidir; bu hâlde yükümlülük tamamlanmış sayılır.
Sayılmaz. Asistanlık, uzmanlık ve yan dal uzmanlık eğitiminde geçen süreler devlet hizmeti yükümlülüğünden sayılmaz.
Evet. Yükümlülüğünü yapmakta olan personel bulunduğu ilde sözleşmeli aile hekimi olarak çalışabilir veya ihtiyaç hâlinde aile hekimliği uygulamaları için görevlendirilebilir. Bu personelin aile hekimliğinde geçen süreleri devlet hizmeti yükümlülüğünden sayılır.
Vardır. Millî Savunma Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı, kuvvet komutanlıkları, Jandarma Genel Komutanlığı veya Sahil Güvenlik Komutanlığınca belirlenen ve kesintisiz otuz gün ve daha fazla süren harekât kapsamındaki yerlerde görev yapan personelin yükümlülük süresi hesaplanırken, buralarda geçen fiilî sürelerin bir buçuk katı esas alınır.
Mazeret veya zorunluluk hâlleri gibi nedenlerle başka bir yere atanan personelin kalan yükümlülük süresi, eski ve yeni görev yerinin hizmet süreleri oranına göre yeniden belirlenir.
Örneğin süresi daha uzun bir gruba atanma hâlinde kalan süre oransal olarak artar, daha kısa bir gruba atanma hâlinde ise azalır.
Süre, personelin atandığı yerde göreve katılması ile başlar. Atama kararının ilanı, tebliği veya belge tamamlama süreci sürenin başlangıcı değildir.
Birleştirilemez. Kanun, yükümlülüğün tabip, uzman tabip ve yan dal uzmanları için "her eğitimleri için ayrı ayrı" doğduğunu açıkça hükme bağlamıştır.
Bu nedenle pratisyen hekim olarak eksik bırakılan süre, uzman tabip olarak yapılan yükümlülüğe mahsup edilemez.
Tıp fakültesi dekanlıkları ile eğitim hastanesi baştabiplikleri, mezun olan veya uzmanlık ve yan dal uzmanlık öğrenimini tamamlayan tabip ve uzman tabiplerin isim ve adreslerini on beş gün içinde Sağlık Bakanlığına bildirmekle yükümlüdür.
Bu bildirim, kura sürecinin idari başlangıcını oluşturur. Ardından diploma ve uzmanlık belgelerinin Bakanlıkça tescili yapılır; tescil, hem meslek icrasının hem de yükümlülük kurasına dâhil edilmenin idari önkoşuludur.
Evet. Diploma ve uzmanlık belgelerinin tescil işlemlerini müteakip en geç iki ay içerisinde; yükümlü personel, atama yerleri ve atama işlemine ilişkin süreç Bakanlığın internet sayfasında ilan edilir.
Kanun, internet sayfasında yapılan ilanın tebligat yerine geçtiğini düzenlemektedir. Bu nedenle ayrıca bir yazılı tebligat beklemek hukuken sonuç doğurmaz; başvuru, belge tamamlama ve dava açma süreleri ilan esas alınarak hesaplanır.
Bu durum, süreçlerin Bakanlığın internet duyurularından düzenli olarak takip edilmesini zorunlu kılar.
Kanun, tescili müteakip en geç iki aylık ilan süresi öngördüğünden, kuralar uygulamada iki ayda bir olmak üzere yılda altı dönem hâlinde yapılmaktadır.
Başvurular, Bakanlığın Entegre Kurumsal İşlem Platformu (EKİP) üzerinden elektronik ortamda alınır. Tercih başvuruları da aynı sistemden yapılır.
Her dönem için ayrı bir ilan metni ve kura takvimi yayımlanır; başvuru, mazeret ve tercih süreleri bu takvimde gösterilir.
Yükümlülük, kuraya başvuru iradesinden bağımsız olarak kanunla doğar. Fakülte bildirimi ve tescil tamamlandıktan sonra ilgili hekim, talebi olmasa da yükümlü personel listelerine alınır.
Kuraya katılmamak yükümlülüğü ortadan kaldırmaz; yalnızca sürecin ilerlemesini geciktirir ve bu arada meslek icrası yasağı devam eder. Atama Devlet memurluğuna atama niteliği taşıdığından, 657 sayılı Kanun’un 48’inci maddesindeki genel şartların taşınması ve memuriyete engel bir hâlin bulunmaması da gerekir.
Vardır. Kanun görev yerlerinin tercih hakkı verilmek suretiyle kura ile belirleneceğini düzenlemektedir.
Tercihler, o dönem için ilan edilen münhal kadrolar arasından yapılır.
Bakanlık kura ilan metinlerinde, tercih yapmayanların ya da tercihlerine yerleşemeyenlerin boş kalan kadrolara kura ile yerleştirileceği düzenlenmektedir.
Kuralar noter huzurunda bilgisayar ortamında gerçekleştirilir. Yerleşenler listesi ile noter onaylı sonuç listeleri Bakanlığın internet sayfasında yayımlanır.
Yayımlanan sonuç listeleri, ilanın tebligat yerine geçmesi kuralı gereği ilgililer bakımından bağlayıcıdır.
Atama sonuçlarının internet sayfasında ilanını müteakip, gerekli hâllerde belgelerini tamamlamak üzere ilgili personele yirmi gün süre verilir.
Yönetmelik kapsamındaki işlemlerde gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu, sahte bilgi ve belge düzenlediği ya da durumunda meydana gelen değişiklikleri bildirmediği tespit edilenlerin atamaları yapılmaz; yapılmışsa iptal edilir.
Ayrıca bu kişiler hakkında Türk Ceza Kanunu’nun ilgili hükümleri uyarınca suç duyurusunda bulunulur.
Atama işlemi bir idari işlem olduğundan, idari yargıda iptal davası açılabilir. Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hâllerde idare mahkemelerinde altmış gündür.
Kanun ilanı tebligat yerine geçirdiğinden, sürenin başlangıcı kural olarak ilan tarihidir. Dava yolunun yanında, idareye başvuru yoluyla düzeltme talebinde bulunulması da mümkündür.
Yönetmelik üç mazeret öngörmektedir: sağlık durumu, aile birliği ve can güvenliği. Bu mazeretlerin değerlendirilmesinde sayılan öncelik sırası esas alınır.
Yönetmelik ayrıca mazeret durumunun haksız bir kazanıma neden olamayacağını açıkça belirtmektedir.
Personelin kendisinin, eşinin, annesinin, babasının, bakmakla yükümlü olduğu çocuklarının veya yargı kararıyla vasi tayin edildiği kardeşinin hastalığının görev yaptığı yerde tehlikeye girdiğinin ya da görev yeri değişmezse tehlikeye gireceğinin belgelenmesi gerekir.
Belge, üniversiteler veya Bakanlık eğitim ve araştırma hastanelerinden alınacak sağlık kurulu raporu olmalıdır. Atama, tedavinin yapılabileceği veya sağlığın olumsuz etkilenmeyeceği bir ilin münhal kadrolarına, sağlık mazereti değerlendirme komisyonu kararı doğrultusunda yapılır.
Komisyon, gerekli gördüğü hâllerde raporun başka bir eğitim ve araştırma hastanesi sağlık kurulunca usule ve fenne uygunluğunun tespit edilmesini isteyebilir.
Öncelikle astlık-üstlük sıralaması esas alınır ve astın görev yeri üste bağlı olarak değiştirilir.
Her iki eşin aynı sıralama grubunda yer alması hâlinde aile birliğinin D veya E hizmet grubunda bulunan bir ilde sağlanması esastır. Bu mümkün olmazsa, her iki eşin unvan ve branşında doluluk oranı daha az olan ilde birleşme sağlanır.
Sıralama şu şekildedir: Bakanlık merkez teşkilatı kadroları, il ve ilçe sağlık müdürü, başkan, başhekim, eğitim görevlisi, başasistan, yan dal uzmanları, uzman tabipler, uzman diş tabipleri, tabipler, diş tabipleri, uzman eczacı, eczacı ve diğer sağlık personeli.
Varsa eşin kurumuyla yapılan protokol hükümleri uygulanır. Protokol yoksa, atama talep edilen yerin personelin kendi unvan ve branşında D veya E hizmet grubunda olması ya da eşin sağlık veya can güvenliği nedeniyle atanmış olması hâlinde eşin görev yaptığı yere atama yapılır.
Aksi hâlde ilgili kurumla koordinasyon sağlanır. Personelin bulunduğu yerde eşin kurumunun teşkilatının bulunmaması veya kadro ya da mevzuat açısından aile birliğine dayalı atama imkânının olmaması hâlinde aile birliği sağlanır; ancak bu son imkân stratejik personel için uygulanmaz.
Eşleri mülki idare amirliği, millî istihbarat veya emniyet hizmetleri sınıflarından birinde görev yapanlar ile hâkim, savcı ya da Türk Silahlı Kuvvetlerinde subay, astsubay, uzman jandarma, uzman erbaş veya uzman er olarak görev yapanların ataması, eşinin görev yaptığı yere yapılır.
Eşi Devlet üniversitelerinde öğretim üyesi veya öğretim görevlisi olanlar ile vakıf yükseköğretim kurumlarında tam zamanlı profesör veya doçent olarak görev yapanların ataması, eşinin görev yaptığı yere yapılır.
Bu hâlde yer değiştirme taleplerinde astlık-üstlük, hizmet bölgesi ve hizmet grubu şartı aranmaz.
Ancak başvuru tarihi itibarıyla eşin kalan uzmanlık eğitimi süresinin altı aydan fazla olması zorunludur.
Yönetmelik, kamu görevlisi olmayan eş bakımından atama talep edilen yerde başvuru tarihi itibarıyla son dört yıl içinde 720 gün sosyal güvenlik primi ödenmiş olması ve hâlen çalışılıyor olması şartını öngörmektedir. Stratejik personel bakımından gün sayısı son beş yıl içerisinde iki katı olarak uygulanır.
Bununla birlikte aynı fıkra, bu hükmün devlet hizmeti yükümlülüğü süresince uygulanmayacağını açıkça düzenlemektedir. Tabip ve uzman tabipler stratejik personel sayıldığından, eşi özel sektörde çalışan yükümlü hekimler bu mazeretten yükümlülük süresince yararlanamaz.
Hükmün eşitlik ve aile birliğinin korunması ilkeleri bakımından yargı önüne taşındığı, yargı kararlarının ise farklılık gösterdiği görülmektedir; somut olayda bireysel başvuru ve dava yolu açıktır.
Kendisinin, eşinin veya bakmakla yükümlü olduğu çocuklarının bulunduğu yerde kalmasının can güvenliğini tehdit altında bırakacağını adli veya mülki idare makamlarınca verilen belgeyle ortaya koyan personel, can güvenliği mazeretine dayanarak yer değişikliği talebinde bulunabilir.
Eş ve sağlık mazereti başvuruları, her dönem için ilan edilen kura takviminde gösterilen süre içinde EKİP üzerinden yapılır.
Bu süre içinde başvurmayanların göreve başladıktan sonra ileri sürecekleri, atanmadan önce var olan bir mazerete dayalı nakil talepleri; sağlık ve can güvenliği mazereti hariç olmak üzere, bulunduğu yerde fiilen en az bir yıl görev yapmış olma şartına bağlıdır.
Yükümlülüğünü tamamlamadan sağlık veya aile birliği mazereti sona eren devlet hizmeti yükümlüleri, ilk devlet hizmeti yükümlüsü kurası ile atanır.
Mazereti sona eren diğer personel bakımından ise, bulunduğu il 5 veya 6’ncı hizmet bölgesinde ya da D veya E hizmet grubunda ise talebi hâlinde yerinde bırakılma; aksi hâlde eski görev yerine dönme kuralı uygulanır.
Kanunda engellilik nedeniyle devlet hizmeti yükümlülüğünden muafiyet öngörülmemiştir.
Bununla birlikte Yönetmelik, personelin kendisinin %40 ve üzeri engelli olduğunu belgelendirmesi hâlinde talep ettiği yere; eşinin veya çocuklarının tam bağımlı engelli birey olması hâlinde talep ettiği yere; annesinin, babasının veya vasi tayin edildiği kardeşinin tam bağımlı engelli olması hâlinde ise engelli yakınının yerleşim yerine atanma imkânı tanımaktadır. Bu atamalar kadro (standart/PDC) uygunluğuna bağlıdır.
Vardır. Yönetmelik, eşinin veya çocuğunun vefat etmesi, eşinden boşanma ve eşinin zorunlu yer değiştirmeye tabi görevden emekliye ayrılması hâllerinde yer değişikliği imkânı tanımakta ve her bir hâl için belirli bir başvuru süresi öngörmektedir.
Devlet hizmeti yükümlüleri bakımından, bu kapsamdaki taleplerin yükümlülük süresinin bitimini müteakip en geç iki ay içinde yapılması hâlinde ilgili bentlerdeki süre şartı aranmaz.
Anılan fıkrada yer alan “fiilen göreve başladıktan sonra” ibaresinin yürütmesi Danıştay İkinci Dairesi tarafından durdurulmuştur; bu nedenle uygulamanın güncel yargı kararları ışığında değerlendirilmesi gerekir.
İller altı hizmet bölgesine ayrılır. Hizmet grupları ise personel dağılım cetveli doluluk oranına göre her unvan ve branşta en yüksekten en düşüğe doğru A, B, C, D ve E olmak üzere beş gruptur.
Doluluk oranı en yüksek ilk 15 il A, ikinci 15 il B, üçüncü 21 il C, dördüncü 15 il D ve son 15 il E hizmet grubunu oluşturur. Hizmet grupları iki ayda bir İstihdam Planlama Komisyonunca belirlenerek Bakanlıkça ilan edilir.
Bu nedenle bir ilin hizmet grubu dönemsel olarak değişebilir; mazeret ve nakil taleplerinde başvuru tarihinde geçerli grup esas alınır.
657 sayılı Kanun uyarınca aynı yerdeki görevlere atananlar atama emrinin tebliğ gününü, başka yerdeki görevlere atananlar ise tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde o yere hareket ederek belli yol süresini izleyen iş günü içinde işe başlamak zorundadır.
Devlet hizmeti yükümlülüğü kuralarında ilan tebligat yerine geçtiğinden, sürelerin hesabında ilan ve varsa belge tamamlama süreci birlikte değerlendirilir.
Bir göreve ilk defa veya yeniden atananlardan, belge ile kanıtlanabilir zorlayıcı sebep olmaksızın kanunî süre içinde işe başlamayanların atamaları iptal edilir ve bu kişiler bir yıl süreyle Devlet memuru olarak istihdam edilemez. Uygulamada bu durum “müstafi kalmak” olarak adlandırılmaktadır.
Belge ile kanıtlanabilir zorlayıcı sebepler nedeniyle göreve başlamama hâli iki ayı aştığı takdirde ise atama işlemi, atamaya yetkili makamlarca iptal edilir; bu hâlde istihdam yasağı uygulanmaz.
Olmaz. Yükümlülük kanundan doğduğu için devam eder. Bir yıllık istihdam yasağı süresince yeni bir kura ile atanamaz; bu süre dolduktan sonra yeniden yükümlülük kurasına dâhil edilir.
Ayrıca yükümlülük tamamlanmadığı için meslek icrası yasağı da bu süre boyunca devam eder.
Devlet memuru, bağlı olduğu kuruma yazılı olarak müracaat etmek suretiyle memurluktan çekilme isteğinde bulunabilir. Çekilmek isteyen memur, yerine atanan kişinin gelmesine veya çekilme isteğinin kabulüne kadar görevine devam eder.
Yerine atanan kişi bir aya kadar gelmediği veya yerine vekil atanmadığı takdirde, üstüne haber vererek görevini bırakabilir. Olağanüstü mazeretle çekilenler bir ay kaydına tabi değildir.
Usulüne uygun olarak memuriyetten çekilenler altı ay geçmeden Devlet memurluğuna alınamaz.
Mazereti olmaksızın görevin terk edilmesi ve bu terkin kesintisiz on gün devam etmesi hâlinde, yazılı müracaat şartı aranmaksızın çekilme isteğinde bulunulmuş sayılır.
Bu şekilde çekilmiş sayılanlar ile usulüne uymadan görevinden ayrılanlar bir yıl geçmeden Devlet memurluğuna alınamaz.
Devir ve teslim ile yükümlü olanlar bu işlemler tamamlanmadan görevlerini bırakamaz. Bu zorunluluğa uymayanlar üç yıl geçmeden Devlet memurluğuna alınamaz.
Olağanüstü hâl, seferberlik ve savaş hâllerinde veya genel hayata müessir afetlere uğrayan yerlerde çekilme kurallarına aykırı hareket edenler ise hiçbir surette Devlet memurluğuna alınamaz.
Erdirmez. İstifa yalnızca mevcut memuriyet ilişkisini sona erdirir; kanundan doğan yükümlülük, eksik kalan süre bakımından devam eder.
Eksik süre, yeniden atama yoluyla tamamlanır.
Tabip, uzman tabip ve diğer sayılan unvanların yeniden atamaları, ilgili mevzuat gereği ilk atama usul ve esaslarına göre, Bakanlıkça belirlenecek dönemlerde kura ile yapılır.
Daha önce atanıp göreve başlamayanlar ile yükümlülük süresi dolmadan ayrılanlar, kura ilan metinlerinde belirtilen usulle (dilekçe ile) başvuruda bulunur.
Evet. Bakanlığın sağlık hizmetleri ve yardımcı sağlık hizmetleri sınıfı kadrolarına aday memur olarak atama ilk atamadır; uzman tabip, tabip ve sayılan diğer unvanlar bu kapsamda kura ile atanır.
Adaylık süresi, temel ve hazırlayıcı eğitim ile staja ilişkin hükümler 657 sayılı Kanun’da düzenlenmiştir.
Yükümlülük, Sağlık Bakanlığı veya Bakanlıkça uygun görülen Millî Savunma Bakanlığı ve diğer kuruluşlarda Devlet memuru olarak yerine getirilir.
Kanun, devlet hizmeti yükümlülüğünü yapmakta olan personelin bulunduğu ilde 4924 sayılı Kanun’a tabi sözleşmeli sağlık personeli olarak çalışabileceğini düzenlemektedir.
Bu imkân, aynı il sınırı içinde kalmak koşuluna bağlıdır. Sözleşmeli sağlık personeli olarak yükümlülüğünü yerine getiren personelden sözleşmesi feshedilenler ise yükümlülüklerinin geri kalan kısmını Devlet memuru olarak tamamlar.
Harcırah Kanunu’nun 10’uncu maddesinde yol masrafı, yevmiye, aile masrafı ve yer değiştirme masrafının birlikte verilmesini gerektiren hâller sayılmıştır. Bu maddede memuriyete ilk defa veya yeniden atanmaya ilişkin bentler 4969 sayılı Kanun ile yürürlükten kaldırılmıştır.
Bu nedenle ilk defa atanan yükümlü hekimlere harcırah ödenmemektedir. Buna karşılık hâlen görevde iken sürekli bir göreve naklen atanma hâlinde harcırah ödenir.
Hizmet puanı, çalışılan yerin özellikleri dikkate alınarak hesaplanır. Hesaplamada İl ve İlçelerin Sosyo-Ekonomik Gelişmişlik Sıralaması tabloları esas alınır; fiilen çalışılan her yer ve yıl için ilçe sıra numarası 1000 rakamıyla toplanır ve illere ilişkin katkı puanı eklenir.
Aile hekimliğinde sözleşmeli geçirilen süreler ile askerlik yükümlülüğü ve kadın personelin doğum nedeniyle kullandığı izinler dışında aylıksız veya ücretsiz izinli geçirilen süreler için hizmet puanı verilmez. Görevden uzaklaştırma, tutukluluk ve gözaltı gibi nedenlerle görev başında geçirilmeyen süreler de kural olarak puan doğurmaz.
Devlet hizmeti yükümlülüğünü yapmakta olan personel, mazeret ve zorunlu hâller dışında başka yere atanamaz. Bu kural, yükümlülüğün ilan edilen görev yerinde tamamlanmasını amaçlar.
Mümkündür. Deprem gibi olağanüstü hâllerde geçici olarak bir ayı aşmamak üzere görevlendirme yapılabilir. Ayrıca Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ile Sahil Güvenlik Komutanlığının harekât ve salgınla mücadele gibi ihtiyaçları kapsamında yurt içi ve yurt dışında iki aya kadar resen görevlendirme yapılabilir; bu süre olağanüstü durumlarda Sağlık Bakanı tarafından üç katına kadar uzatılabilir.
Yönetmelik ise resen yapılan geçici görevlendirme süresinin bir malî yılda iki ayı geçemeyeceğini, ilgilinin talebi hâlinde il içinde yapılan görevlendirmelerin ise her seferinde üç ayı ve bir malî yılda toplam altı ayı aşamayacağını düzenlemektedir.
Eş veya sağlık mazereti ile atanıp mazereti devam eden personel hariç olmak üzere; devlet hizmeti yükümlüsü personelden bulunduğu birimde personel dağılım cetvelinde belirlenen sayının yüzde otuzunu aşanların ataması, öncelikle aynı ilde ihtiyaç bulunan birimlere, mümkün olmaması hâlinde aynı hizmet bölgesindeki münhal yerlere yapılır.
Bu atamada gönüllülük esas alınır; talep olmaması hâlinde görev yaptığı yerde hizmet süresi en az olan personelden başlanır. Ayrıca aile hekimliği uygulamasından kaynaklanan nedenlerle birinci basamakta görev yapan yükümlü personelin il içinde görev yeri değiştirilebilir.
Devlet memurlarının ticaret ve diğer kazanç getirici faaliyetlerde bulunması 657 sayılı Kanun’da sınırlandırılmıştır. Buna ek olarak yükümlülük kapsamındaki personel için kanunen meslek icrası yasağı öngörülmüştür.
Bu iki hüküm birlikte değerlendirildiğinde, yükümlülük süresince kamu görevi dışında serbest hekimlik yapılması hukuken mümkün görünmemektedir.
İzin hakkı yükümlülük nedeniyle ortadan kalkmaz; 657 sayılı Kanun’un izin hükümleri uygulanır. Ancak yıllık, mazeret ve hastalık izinli geçirilen günler yükümlülük süresine ilave edildiğinden izin kullanımı görev süresinin uzamasına yol açar.
Devlet hizmeti yükümlüsü personel, 3359 sayılı Kanun hükümleri dışında genel hükümlere ve ilgili kurum mevzuatına tabidir; disiplin, izin, ek ödeme ve benzeri konularda genel mevzuat uygulanır. Ayrıca yükümlülük kapsamında yapılan atamalar açıktan atama sayısına dâhil edilmez.
Evet. Tabipler, devlet hizmeti yükümlülüklerine başlamadan veya tamamlamadan uzmanlık eğitimi yapmak için asistanlık sınavlarına katılabilir ve uzmanlık eğitimine başlayabilir.
Bu hüküm 2023 yılında 7456 sayılı Kanun ile yeniden düzenlenmiştir.
Vardır. Yan dalda veya birden fazla uzmanlık dalında eğitime başlanabilmesi için devlet hizmeti yükümlülük süresinin en az yarısının tamamlanması şarttır.
Uzmanlık eğitimine başlamak için mevcut kadrodan ayrılmak gerekir; bu durumda eksik kalan yükümlülük süresi saklı kalır.
Kadrosu Bakanlıkta olup diğer kamu kurum ve kuruluşlarında uzmanlık veya yan dal uzmanlık eğitimi yapan personelin talebi hâlinde, yerleştirildiği eğitim kurumunun bulunduğu ildeki Bakanlık kadrosuna ataması yapılabilir.
Uzmanlık ve yan dal uzmanlık eğitimini yapmakta iken eğitimini tamamlamadan ayrılacak olanlar, kural olarak E ve D hizmet grubu illere tercihlerine göre atanır.
Devlet hizmeti yükümlüsü olanlar ise eski görev yerine; eski görev yerinde boş yer bulunmaması hâlinde eski görev ilinde münhal bir kadroya; eski görev yeri bulunmayanlar ise tercihleri alınarak ilk devlet hizmeti yükümlülüğü kurası ile atanır.
Sağlık Bakanlığı ve Millî Savunma Bakanlığınca müştereken belirlenen yerlerde askerlik hizmetini yedek subay olarak yerine getirenler, devlet hizmeti yükümlülüğünü tamamlamış sayılır. Kanun bu yerleri saymamış, belirleme yetkisini iki bakanlığa bırakmıştır.
Belirleme, 31.01.2018 tarihinde yürürlüğe konulan “Askerlik Hizmetini Yedek Subay Olarak Yerine Getirenlerin Devlet Hizmeti Yükümlülüğünü Tamamlamış Sayılmasına İlişkin Usul ve Esaslar” ile yapılmış ve Yönetim Hizmetleri Genel Müdürlüğünce 19.03.2018 tarihinde ilanen duyurulmuştur. Bu düzenlemeye göre kapsamdaki yerler şunlardır:
• Yirmi il: Ağrı, Ardahan, Batman, Bingöl, Bitlis, Diyarbakır, Erzurum, Gaziantep, Hakkâri, Hatay, Iğdır, Kars, Kilis, Mardin, Muş, Siirt, Şanlıurfa, Şırnak, Tunceli ve Van.
• Yurt dışında görevli birlikler; duyuruda KKTC, Afganistan, Bosna-Hersek, Katar, Kosova, Somali ve Lübnan örnek olarak sayılmıştır.
• Yüzer birlikler; kadrosunda tabip bulunan Deniz Kuvvetleri Komutanlığı ile Sahil Güvenlik Komutanlığına bağlı gemiler.
Muafiyetin doğması iki şarta bağlıdır. Birincisi, temel askerlik eğitim süresi hariç olmak üzere askerlik hizmetinin tamamının bu yerlerde yedek subay olarak yerine getirilmiş olmasıdır; sürenin yalnızca bir bölümünün kapsamdaki bir yerde geçmesi yeterli değildir.
İkincisi unvan eşleşmesidir: tabip iken askerliğini bu şekilde tamamlayanlar tabiplikten, uzman tabip iken tamamlayanlar uzman tabiplikten, yan dal uzmanı iken tamamlayanlar ise yan dal uzmanlığından doğan yükümlülükten muaf sayılır. Bu nedenle uzmanlık öncesinde yapılan yedek subaylık, sonradan doğan uzmanlık yükümlülüğünü karşılamaz.
Söz konusu Usul ve Esaslar, Resmî Gazete’de yayımlanmamış idari bir düzenleme olup iki bakanlıkça müştereken değiştirilebilir; yurt dışı birlik listesi de örnekleyicidir. Bu nedenle somut olayda görev yerinin kapsamda olup olmadığının Bakanlıktan yazılı olarak teyit edilmesi gerekir.
Öngörülmüştür. Askerlik yükümlülüğünü yedek subay olarak yerine getirenlerin eşleri, talepleri hâlinde yükümlülük süresi ile sınırlı olmak kaydıyla eşlerinin bulunduğu yere geçici olarak görevlendirilebilir.
Kanunda sınırlı sayıda hâl düzenlenmiştir:
• Türk Silahlı Kuvvetlerinde tıp, tıpta uzmanlık veya yan dal uzmanlık öğrenimini tamamlayanlar (iki yıl görev şartıyla) yükümlülüğe tabi değildir.
• Sağlık Bakanlığı ve Millî Savunma Bakanlığınca müştereken belirlenen yerlerde askerliğini yedek subay olarak yapanlar yükümlülüğü tamamlamış sayılır (kapsamdaki yerler için bkz. 71 numaralı soru).
• Yurt dışında görev yapmakta olan doçent ve profesör unvanlı tıp doktoru akademisyenler, Türkiye’de en az üç yıl fiilen akademik kadroda meslek icrasında bulunmak kaydıyla muaf tutulur.
• Kanunun geçici maddelerinde, belirli tarihlerle sınırlı olmak üzere yurt dışındaki hekimlere yönelik muafiyetler öngörülmüştür.
Bu sayılanlar dışında genel bir muafiyet sebebi bulunmamaktadır.
Yurt dışında görev yapmakta olan doçent ve profesör unvanına sahip tıp doktoru akademisyenler, Türkiye’de en az üç yıl süreyle fiilen akademik kadroda meslek icrasında bulunmak kaydıyla devlet hizmeti yükümlülüğünden muaf tutulur.
Muafiyet, üç yıllık fiilî akademik çalışma koşuluna bağlı olduğundan şarta bağlı bir muafiyettir.
Geçici 9 ve Geçici 11’inci maddelerdeki muafiyetler, maddelerin yürürlük tarihlerine bağlı geçiş hükümleridir. Her iki hükümde de maddenin yürürlüğe girmesinden itibaren altı ay içinde Türkiye’ye dönmek ve en az üç yıl süreyle Türkiye’de fiilen meslek icrasında bulunmak koşulu aranmaktadır.
Söz konusu süreler geçtiği için bu hükümler yeni durumlar bakımından uygulanma kabiliyetini yitirmiştir; yalnızca kapsamına giren geçmiş dönem başvuruları bakımından anlam taşır.
Kanunda sağlık sebebine dayalı bir muafiyet hâli düzenlenmemiştir. Sağlık durumu, muafiyet değil yer değişikliği (sağlık mazereti) sebebi olarak değerlendirilir.
Görevini sürdüremeyecek derecede sağlık sorunu bulunanlar bakımından 657 sayılı Kanun’un memurluğun sona ermesine ve malullük hâllerine ilişkin genel hükümleri uygulanır.
Ermez. Sürenin dolması, memuriyeti kendiliğinden sona erdirmez; kadroda görev devam eder. Süre dolduktan sonra ilgilinin talebiyle atama veya ayrılma işlemleri yapılır.
Devlet memuru veya sözleşmeli sağlık personeli olarak devlet hizmeti yükümlülüğünü tamamlayanlar, talepleri hâlinde sürelerle ilgili sınırlamalara tabi olmaksızın ilgili mevzuata göre kurum içi veya kurumlar arası naklen ya da açıktan atamaya hak kazanır.
Bu hüküm, Yönetmelikteki asgari çalışma süresi şartlarının yükümlülüğü tamamlayanlara uygulanmamasını sağlar.
Vardır. Beşinci ve altıncı grup ilçe merkezlerine bağlı yerleşim yerleri ile Cumhurbaşkanınca tespit edilecek il merkezi ve il merkezlerine bağlı yerleşim yerlerinde devlet hizmeti yükümlülüğünü yerine getirenler, tekrar devlet hizmeti yükümlüsü olduklarında istekleri dışında bu yerlere atanamaz.
Hüküm, en zor koşullu yerlerde yükümlülük yapmış hekimlerin yeniden aynı yerlere zorunlu olarak atanmasını engellemeyi amaçlar.
Geçebilir. Meslek icrası yasağı yükümlülüğün tamamlanmasına kadar geçerli olduğundan, süre tamamlandıktan ve memuriyet ilişkisi usulüne uygun biçimde sona erdirildikten sonra özel sektörde çalışılmasının önünde bu kanundan kaynaklanan bir engel kalmaz.
Kanun açık bir yasak getirmiştir: devlet hizmeti yükümlülüğü kapsamındaki personel, bu görevlerini tamamlamadan mesleklerini icra edemez.
Yasak, yükümlülük kapsamına giren tabip, uzman tabip ve yan dal uzmanlarını kapsar.
Uygulamada kapsadığı kabul edilmektedir. Özel sağlık kuruluşlarında hekim çalıştırılabilmesi için il sağlık müdürlüklerince personel çalışma belgesi düzenlenmesi gerekmekte olup, yükümlülüğünü tamamlamayan hekimler bakımından bu belge düzenlenmemektedir.
Aynı gerekçeyle muayenehane açılışına ilişkin işlemler de tamamlanamaz.
Meslek icrası yasağı Türkiye’de meslek icrasına ilişkindir. Yurt dışında çalışmak için gereken diploma, uzmanlık belgesi ve benzeri belgelerin ilgili kurumlardan talep edilmesi mümkündür.
Ancak yurt dışında geçirilen süre yükümlülükten sayılmaz; Türkiye’ye dönüldüğünde yükümlülük devam eder. Kanunun geçici maddelerindeki yurt dışı muafiyetleri yürürlük tarihlerine bağlı olup bugün yeni durumlara uygulanmamaktadır.
Yasağa aykırı çalışma hâlinde idari işlem uygulanır: çalışma belgesi düzenlenmemesi, düzenlenmişse iptali, faaliyetin durdurulması ve ilgili sağlık kuruluşu hakkında özel sağlık kuruluşları mevzuatı uyarınca işlem yapılması gündeme gelir.
Kamu görevlisi olarak yükümlülüğünü sürdürenler bakımından ayrıca 657 sayılı Kanun’un ticaret ve kazanç getirici faaliyet yasağına ilişkin disiplin hükümleri uygulanabilir.
İl ve ilçe seçin; gelişmişlik kademesi ve DHY süreleri anında listelensin.
Gelişmişlik kademesi
—
DHY süresi
—
İlçe merkezi
Bağlı yerleşim
—
DHY süresi
Robot sonuçlarının dayandığı mevzuat özeti; tablolar okunaklı biçimde düzenlenmiştir.
Süre, hekimin kişisel durumuna göre değil, atandığı kadronun bulunduğu yere göre belirlenir. Ölçüt, o yerin sosyo-ekonomik gelişmişlik kademesidir.
Mantık şudur: yer ne kadar az gelişmişse süre o kadar kısadır. En gelişmiş yerde 600 gün çalışılırken, en az gelişmiş yerde 300 gün çalışılır. Branş, unvan, mezuniyet notu veya kura sırası süreyi değiştirmez.
Kanun yedi basamaklı bir kademelendirme öngörür:
| Görev yeri (gelişmişlik kademesine göre) | Süre |
|---|---|
| Birinci kademe ilçe merkezi | 600 gün |
| Birinci kademe ilçeye bağlı yerleşim yeri veya ikinci kademe ilçe merkezi | 550 gün |
| İkinci kademe ilçeye bağlı yerleşim yeri veya üçüncü kademe ilçe merkezi | 500 gün |
| Üçüncü kademe ilçeye bağlı yerleşim yeri veya dördüncü kademe ilçe merkezi | 450 gün |
| Dördüncü kademe ilçeye bağlı yerleşim yeri veya beşinci kademe ilçe merkezi | 400 gün |
| Beşinci kademe ilçeye bağlı yerleşim yeri veya altıncı kademe ilçe merkezi | 350 gün |
| Altıncı kademe ilçeye bağlı yerleşim yeri | 300 gün |
Tablonun kilit özelliği, satırların ikişer ikişer örtüşmesidir: bir ilçenin köyü, bir alt kademedeki ilçenin merkeziyle aynı süreye tabidir.
İlçe merkezi, ilçe belediyesinin merkez yerleşimidir. Bağlı yerleşim yeri ise aynı ilçenin sınırları içinde kalan, ancak merkez dışındaki yerlerdir: köyler, beldeler ve mezralar.
Sağlık tesisi bazında bakmak en pratik yöntemdir. İlçe merkezindeki devlet hastanesi veya merkezdeki aile sağlığı merkezi “ilçe merkezi” sayılır; köydeki sağlık evi, belde ASM’si veya merkez dışındaki entegre birim “bağlı yerleşim yeri” sayılır.
Bu ayrım her zaman 50 günlük fark yaratır.
Kanun metni, sıralamayı hazırlayan makam olarak Devlet Planlama Teşkilatı’nı anmaktadır; ancak bu teşkilat 2011’de kaldırılmıştır. Uygulamada, yetkili kurumlarca yayımlanan en güncel İlçelerin Sosyo-Ekonomik Gelişmişlik Sıralaması Araştırması esas alınır.
Bu araştırmanın son sürümü SEGE-2022’dir. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Kalkınma Ajansları Genel Müdürlüğü tarafından yayımlanmış olup 81 ilin 973 ilçesinin tamamını kapsar ve ilçeleri altı kademeye ayırır:
| Kademe | İlçe sayısı |
|---|---|
| 1. Birinci kademe — 67 ilçe (en gelişmiş) | 67 |
| 2. İkinci kademe — 160 ilçe | 160 |
| 3. Üçüncü kademe — 174 ilçe | 174 |
| 4. Dördüncü kademe — 229 ilçe | 229 |
| 5. Beşinci kademe — 222 ilçe | 222 |
| 6. Altıncı kademe — 121 ilçe (en az gelişmiş) | 121 |
Dağılımın 4. ve 5. kademede yoğunlaşması, bugün yükümlülerin çoğunun 400–450 gün bandına denk gelmesi anlamına gelir.
Süre, atandığınız yerde fiilen göreve başladığınız gün işlemeye başlar.
Kura sonucunun ilanı, atama kararının tebliği, belge tamamlama süreci veya yola çıkış tarihi başlangıç sayılmaz. Bu nedenle göreve başlama tarihinin tutanakla netleştirilmesi, ileride yapılacak süre hesabı bakımından önemlidir.
Evet, sayılır. Sürenin hesabında esas olan fiilî çalışmadır ve hafta sonları ile resmî tatil günleri fiilî çalışmadan kabul edilir.
Yani 400 günlük bir yükümlülük, takvim üzerinde yaklaşık 13 aya karşılık gelir; hafta sonları için ayrıca ekleme yapılmaz.
Yıllık izin, mazeret izni ve hastalık izninde geçen günler yükümlülük süresine eklenir.
Burada iki noktayı karıştırmamak gerekir: izin hakkınız ortadan kalkmaz, 657 sayılı Kanun’un izin hükümleri aynen uygulanır. Ancak izinli geçen her gün, yükümlülüğün bitiş tarihini bir gün ileri atar.
Analık izni 657 sayılı Kanun’da mazeret izni kapsamında düzenlendiğinden, bu izinde geçen günler yükümlülük süresine eklenir.
Süt izni günlük çalışma saatleri içinde kullanıldığı için ayrıca bir uzama doğurmaz.
Doğum sonrası kullanılan aylıksız izin ise fiilî çalışma niteliği taşımadığından yükümlülükten sayılmaz; bu süre boyunca yükümlülük saati durur.
Kural olarak sayılmaz. Kanun, askerlikte geçen süreler ile asistanlık, uzmanlık ve yan dal uzmanlık eğitiminde geçen süreleri yükümlülük dışında tutmuştur.
Askerlik bakımından tek istisna, Sağlık Bakanlığı ile Millî Savunma Bakanlığınca müştereken belirlenen yerlerde askerliğin yedek subay olarak yapılmasıdır. Bu hâlde yükümlülük tamamlanmış sayılır.
Evet. Yükümlülüğünü yapmakta olan personel, bulunduğu ilde sözleşmeli aile hekimi olarak çalışabilir veya ihtiyaç hâlinde aile hekimliği uygulamaları için görevlendirilebilir. Bu şekilde geçen süreler yükümlülükten sayılır.
Aynı şekilde, yükümlülüğünü yapan personelin bulunduğu ilde 4924 sayılı Kanun’a tabi sözleşmeli sağlık personeli olarak çalışması da mümkündür; bu süre de yükümlülüğe sayılır.
Vardır ve yükümlü lehinedir. Yetkili makamlarca belirlenen ve kesintisiz otuz gün veya daha uzun süren harekât kapsamındaki yerlerde görev yapan personelin yükümlülük süresi hesaplanırken, buralarda geçen fiilî sürelerin bir buçuk katı esas alınır.
Mazeret veya zorunluluk hâlleriyle başka bir yere atanan personelin kalan yükümlülük süresi, eski ve yeni görev yerinin hizmet süreleri oranına göre yeniden hesaplanır.
Formül basittir: kalan gün sayısı, yeni yerin süresinin eski yerin süresine oranıyla çarpılır.
Örnek: 500 günlük bir yerde 200 gün çalışmış, 300 günü kalmış bir hekim 400 günlük bir yere atanırsa kalan süresi 300 × (400 ÷ 500) = 240 gün olur. Tersi de geçerlidir; daha uzun süreli bir gruba atanma hâlinde kalan süre oransal olarak artar.
Bu kural, yer değişikliğinin süreyi keyfî biçimde kısaltmasını veya uzatmasını önler.
İki yol vardır:
Bakanlığın personel portalı üzerinden. Atama, kura ve özlük işlemleri Entegre Kurumsal İşlem Platformu (EKİP) üzerinden yürütülmektedir; yükümlülük bilgisi buradan takip edilebilir.
Görev yapılan ilin sağlık müdürlüğü personel birimine yazılı başvurarak.
Resmî sonuç doğuracak bir işlem (istifa, uzmanlık eğitimine başlama, nakil başvurusu) yapacaksanız, ekrandaki bilgiyle yetinmeyip kalan sürenizi yazılı olarak teyit ettirmeniz yerinde olur. İzin ve raporların süreye eklenmesi nedeniyle bitiş tarihi çalışma boyunca kayar.
Kanun, bu sürelerin ihtiyaca göre Cumhurbaşkanı kararıyla kısaltılabileceğini öngörmektedir. Düzenlemenin ilk hâlinde yetki Bakanlar Kurulundaydı; 700 sayılı KHK ile Cumhurbaşkanına geçmiştir.
Ermez. Sürenin dolması memuriyeti kendiliğinden sonlandırmaz; kadroda görev devam eder. Ayrılmak veya başka bir yere atanmak için ilgilinin talepte bulunması gerekir.
Yükümlülüğünü tamamlayanlar, talepleri hâlinde asgari çalışma süresi gibi sınırlamalara tabi olmaksızın kurum içi veya kurumlar arası naklen ya da açıktan atamaya hak kazanır.
Yükümlülük kanundan doğduğu için ayrılmakla sona ermez; eksik kalan süre saklı kalır ve daha sonra yeniden atama yoluyla tamamlanır.
Ayrılma biçimi, ne zaman geri dönebileceğinizi belirler:
Usulüne uygun istifada altı ay,
Göreve başlamama veya on gün kesintisiz görev terki nedeniyle çekilmiş sayılmada bir yıl,
Devir-teslim yükümlülüğüne uymamada üç yıl
boyunca Devlet memurluğuna alınma yasağı uygulanır. Bu süreler boyunca meslek icrası yasağı da devam eder; yani beklemek yükümlülüğü eritmez, yalnızca geciktirir.
“Hafta sonları için ek gün çalışacağım.” Hayır; hafta sonları ve resmî tatiller fiilî çalışmadan sayılır.
“Yıllık izin kullanırsam süre işlemeye devam eder.” Hayır; izinli ve raporlu günler sürenin sonuna eklenir.
“İlçe merkezi ile köyü aynı şeydir.” Hayır; arada her zaman 50 gün fark vardır.
“Kura sonucu ilan edilince süre başlar.” Hayır; süre fiilen göreve başlamayla başlar.
“Başka yere atanırsam kalan günüm aynen taşınır.” Hayır; kalan süre iki yerin süreleri oranına göre yeniden hesaplanır.